Toplu Sözleşme Yasası Meclis'e geldi. Memur ve emeklileri için Şubat'ta zam umudu doğdu.
Memurlar için en az 2 bin, emekliler için ise 1.500 TL maaş formülü konuşuluyor Yaklaşık 2.5 milyon memur ile 2 milyon memur emeklisi Toplu Sözleşme Yasası'nın çıkmasını, 2 milyon işçi emeklisi ise intibak yasasının çıkmasını bekliyor. Her iki yasanın da Meclis'te olması umutları artırırken, ilk zamlı maaşı memurlar ve memur emeklileri alacak.
Habere göre Toplu sözleşme Yasası'nın çıkmasından sonra görüşmelerin hemen başlaması planlanıyor. Görüşmelerin normal seyrinde gitmesi durumunda memurlar ve memur emeklileri enflasyon farklarının dışında toplu sözleşmeden doğan zam farklarını da Şubat ayında alabilecekler. Son yapılan yüzde 2.68'lik enflasyon zammından sonra en düşük memur maaşı yaklaşık 1.700 lira civarında olmuştu. Sendikaların toplu sözleşme masasında en az memur maaşının 2 bin lira olması için çabalayacağı bu formül üzerinde çalıştıkları belirtiliyor. Yine yaklaşık bin lira civarında olan en düşük emekli memur maaşınında bin 500 lira olması için çaba harcanacağı konuşuluyor.
İNTİBAK OCAK'TA
İşçi emeklilerinin merakla bekledikleri intibak yasası da son aşamaya geldi. İntibak yasasının Meclis'ten geçmesinin ardından 2000 yılında önce emekli olmuş yaklaşık 2 milyon kişiye 322 lirayı bulan intibak farkları tek seferde ve Ocak 2013 tarihinde yatırılacak. Bu rakam işçi emeklisinin prim gün sayısına göre değişecek. Fazla pirim yatıran emekli daha yüksek fark almış olacak.
TÜRKİYE'NİN MACERALARI
22 Ocak 2012 Pazar
SABAH Ve Atv Yine Satılıyor

Sabah ve ATV'ye 1 milyar dolar
Medya devi Rupert Murdoch’ın sahibi olduğu News Corp. satışa çıkarılan Sabah Gazetesi ve ATV televizyonu için 1 milyar doları gözden çıkardı.
Güncelleme:22 Ocak 2012 11:45
Murdoch'un Sabah ve ATV'ye talip olduğunu grubun kendi gazetesi Wall Street Journal (WSJ) yazdı.
ABD’li medya devinin Çalık Holding bünyesindeki ATV televizyonu ve Sabah Gazetesi’ni almak için harekete geçtiği, şirketin geçen hafta satış için yetkilendirilen Goldman Sachs’tan ön teklif süresini uzatmasını istediği belirtildi.
SÜRE UZATILDI
Hürriyet gazetesinin haberine göre, Goldman Sachs’ın bu istek üzerine geçen hafta çarşamba günü dolması gereken ön teklif süresini önümüzdeki haftaya kadar uzattığı iddia edildi. WSJ’nin News Corp.’a yakın kaynaklara dayandırarak yayınladığı haberde, Türkiye’nin en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olduğu belirtilerek, Sabah-ATV’nin satışıyla News Corp.’un yanı sıra ABD’li medya devi Time Warner ve özel yatırım şirketi TPG Capital’in de yakından ilgilendiği kaydedildi.
ÇALIK TMSF'DEN SATIN ALDI
ATV ve Sabah’ın 700 milyon ile 1 milyar dolar arasında bir piyasa değerine sahip olduğu belirtilen haberde, News Corp’un iki kuruluşu da almak için 1 milyar doların üzerinde bir teklifi gözden çıkarabileceği kaydedildi. Çalık Grubu’nun enerji sektöründeki faaliyetleri hatırlatılarak, grubun Sabah ve ATV’yi 2008 yılında 1.25 milyar dolara Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’ndan (TMSF) satın aldığı vurgulandı.
Haberde ayrıca Çalık Holding’in CEO’su Berat Albayrak’ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı olduğu belirtilirken, haberin yayınlandığı Wall Street Journal gazetesinin de News Corp’un bir parçası olduğu kaydedildi.
Dünyada Bir İlk
Akdeniz Üniversitesi, tıp tarihinde yeni bir sayfa açtı. Ekip, dün 9 saatlik bir ameliyatla Türkiye’deki ilk yüz naklini gerçekleştirdi.
Antalya Uşak arasında dün çok heyecanlı bir koşuşturma yaşandı. O koşuşturmanın sonunda da Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde birçok ilke imza atıldı.
Uşak’ta 13 gün önce trenin altına atlayarak intihar girişiminde bulunup ağır yaralanan tekstil işçisi, 6 çocuk babası Ahmet Kaya’nın (39) beyin ölümü gerçekleşti. Doktorlarıyla görüşen ailesi, Kaya’nın tüm organlarını bağışlama kararı verdi. Bunun üzerine Antalya’dan yola çıkan Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Estetik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki özel ekip, Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen uçakla Uşak’a ulaştı.
Uşak Devlet Hastanesi’nde 6 saat süren operasyonla vericiden alınan iki kol, sağ bacak ve yüz, kısa sürede havalanına getirildi. Kaya’nın operasyon sırasında kalbinin durması üzerine iç organları işlevini yitirdi, kadavradan alınan göz korneaları ise, özel ambulans ile Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne gönderildi.Uşak’taki havaalanında da ekibi başka bir macera bekliyordu. Sağlık Bakanlığı’na ait hava ambulans uçağının kanatlarında, aşırı soğuk nedeniyle buzlanma meydana geldi. Bunun üzerine teknik personel uçağın kanatlarını alkolle yıkayarak uçuşa hazır hale getirdi. Ardından zamana karşı yarış yeniden başladı.
Ambulans uçak saat 02.00’de Uşak’tan Antalya’ya havalandı. 45 dakika sonra Antalya Havalimanı’na inen uçaktaki uzman ekip, kendilerini bekleyen minibüslerle Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne geçti.
Hastanede ise ayrı bir koşuşturma vardı. Bebekken çıkan bir yangında yüzünden yaralanan 19 yaşındaki Uğur Acar ve 23 yıl önce elektrik çarpması sonucu iki kolu ve sağ bacağını kaybeden Atilla Kavdır (34) ameliyata hazırlandı.Antalya’nın Manavgat ilçesine bağlı Gebece Köyü’nde oturan Uğur Acar’ın 40 günlükken beşiğinde uyuduğu sırada evlerinde çıkan yangında alev alan battaniyenin üzerine düşmesi sonucu yüzünün yüzde 90’ı yandı. Bir mermer atölyesinde çalışan Acar, uzun süredir yüz nakli ameliyatı için bekliyordu.
Bugüne kadar Şişli Etfal Hastanesi ile Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde çeşitli ameliyatlar geçiren Uğur Acar, önceki gün öğle saatlerinde rutin kontrol için Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne gelerek Prof. Ömer Özkan tarafından muayene edildi, kontrolün ardından otobüs ile Manavgat’a döndü. Acar otobüsten indiği sırada telefonla arandı, müjdeli haberi aldı. Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilecek ameliyata Prof. Özkan’ın başkanlık edeceği açıklandı. Saat 03.30 sıralarında başlanan iki ameliyatı da AÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Estetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan’ın başkanlığındaki ekip gerçekleştirdi.
Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı’nda görevli Prof. Dr. Serdar Tüzüner, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı’nda görevli Prof. Dr. Necmiye Hadimoğlu ile Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Estetik Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Özlenen Özkan’ın katıldığı operasyonda plastik cerrah asistanları Dr. Harun Şimşek, Dr. Kerim Ünal, Dr. Mehmet Can Obur ve Dr. Polat Biçici ile anestezi asistanları Dr. Emel Gündüz, Dr. Filiz Bilgiç, Dr. Cahide Kozan ve Dr. Özgen Özmete görev yaptı. Ameliyatta hemşireler Derya Sülge ve Ayşe Kavak yer aldı.
Ahmet Kaya’dan alınan iki kol ve sağ bacağın nakledildiği, Kepez ilçesinde oturan Atilla Kavdır 11 yaşındayken evlerinin önündeki elektrik tellerine konan güvercinleri uçurtmak için demir sopa ile tellere vurduğunda elektrik akımına kapılmış. Kavdır’ın iki kolu, dirseğin 7 santimetre altından, sağ bacağı diz üstünden kesilmiş.
9 SAAT SÜRDÜ
Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde, Ahmet Kaya’nın yüzünün Uğur Acar’a nakledilmesi ameliyatı tam 9 saat sonra, saat 12.30’da tamamlandı. Kaya’nın kolları ile sağ bacağının da Atilla Kavdır’a nakledilmesi ameliyatı 11 saat sürerek, saat 14.30’da tamamlandı.
Ameliyatların ardından Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe ve Prof. Özkan basın toplantısı düzenledi.
Akdeniz Üniversitesi’nin organ nakli alanında bugün gerçekleştirdiği operasyonlarla bugün dünyada kimsenin yapmadığı ilklere imza attığını kaydeden Prof. Kurtcephe, şöyle konuştu: “Türkiye’nin ilk yüz nakli gerçekleşmiş oldu. Yine donör olarak bir Türk insanı, Allah rahmet eylesin, tüm uzuvlarını bağışlamak suretiyle tıp tarihine ismini altın harflerle yazdırmış oldu. Akdeniz Üniversitesi, yüz nakli ve aynı anda aynı hastaya çift kol ve bacak nakliyle dünyada büyük başarıya imza attı. Türk milletinin huzurunda ameliyatı gerçekleştiren ekibe teşekkür ediyorum. Kritik 10-15 günümüz var. Bu süreyi de atlatırsak adımızı tarihe altın harflerle yazdırmış olacağız” diyen Özkan şöyle devam etti:?“Bu kritik eşiğin ardından 3- 6 ay ve bir yıl gibi dönemler var. Biz onlar için hazırlıklarımızı yaptık. İlk 10 günü atlatmak önemli. Arkadaşlarımıza söylüyorduk, ‘1 ay içinde yapacağız’ diyorduk. 20’nci günde yaptık. Dünyada ilk defa bir aile hem yüzü hem de uzuvları bağışlıyor. Bu bizim başarımız kadar onların da erdemi” dedi.
REDDETME İHTİMALİ VAR
Yüzün dokuyu kabul etmeme ihtimali olduğunu ve en çok korktukları şeyin de bu olduğunu ifade eden Prof. Özkan; “Doku uyuşmazlığı olursa kötü şeyler oluyor, yüzü almak zorundasınız. Yüzün yerini almayacak vücudun başka yerlerinden doku almak zorunda kalırsınız. Ancak 1 yılı atlattıktan sonra böyle bir şeyi pek fazla beklemiyoruz” diye konuştu.
Yüz nakli olan Uğur Acar’ın ameliyattan sonra da psikiyatri takibinde olacağını da dile getiren Prof. Dr. Özkan, “Ameliyat sonrası beklenmeyen gelişmeler tabii ki olabilir. Onun için hazırlıklarımız var. Nasıl bir müdahalede bulunacağımızı hazırlamış durumdayız. Bir sorun yaşayacağımızı düşünmüyorum” diye konuştu.
DÜNYADA DA BİR İLK
Türkiye’nin ilk yüz nakli ameliyatının yanı sıra daha önce kol ve bacak nakli operasyonlarının ayrı yapıldığı ancak, aynı hastaya iki kol ve bir bacak naklinin de dünyada bir ilk olduğu belirtildi. Yandaki fotoğrafta Uğur Acar, yüz nakli sonrası görülüyor.
3 ADAY ARASINDAN SEÇİLDİ
Yüz nakli için Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde; 19 yaşındaki Uğur Acar’ın yanı sıra tandıra düşme nedeniyle yüzü tamamen yanan, saçı ve göz kapakları olmayan, bu nedenle de okula gidemeyen 15 yaşındaki Leyla Demirci ile eşinden gördüğü şiddet nedeniyle girdiği bunalım sonucu 18 yıl önce kendisini boğazından av tüfeğiyle vurarak intihar girişiminde bulunan ve yüzünde tahribat oluşan Zonguldaklı 49 yaşındaki Sezgin Ergen aday olarak hazırlanmıştı.
Çocuklarımın ellerini tutacağım
Ameliyat öncesi biraz stresli ve heyecanlı olduğunu anlatan Kavdır, “Çocuklarım bu şekilde alıştığından dolayı, sürpriz bir şekilde karşılarına çıkmak istiyorum. Çocuklarımın ellerini tutup gezeceğim” dedi. Kavdır’ın bir hayali de çocuklarıyla, kendi kullandığı otomobille gezmek.
KARDEŞLERİ KAN BULUNAMADIĞI İÇİN ÖLMÜŞ...
Ahmet Kaya’nın ailesi, aynı anda yüz, kol ve bacak bağışıyla Türkiye’de bir ilke imza attı. Ahmet Kaya’nın ablası 52 yaşındaki Fadime Çil de kendi organlarını 5 yıl önce bağışlamış... “Yüz nakli olan bana ‘ablam’ desin yeterli” diyen Fadime Çil, şunları anlattı: “2006 yılında trafik kazası sonucu kız kardeşimi kaybettim. Ağır yaralanan kız kardeşime gerekli kanı bulamamıştık. Kan bulamayıp kardeşimi kaybedince 5 yıl önce organ bağışında bulundum. Kardeşim de benim arkamdan organlarını bağışladı. ’Fişini çektirsem günaha girer miyim’ diye içime şüphe düşünce müftülüğe sordum. ’Caiz’ denince organlarını bağışladım.”
GÖZYAŞLARI İÇİNDE TOPRAĞA VERİLDİ
Uşak’ta, hayatına son vermek için kendini yük treninin altına atan, ağır yaralı olarak kaldırıldığı Uşak Devlet Hastanesi’nde beyin ölümü gerçekleşen ve organları bağışlanan 39 yaşındaki Ahmet Kaya’nın cenazesi gözyaşları içinde Uşak Belediyesi Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi. Aileye başsağlığı dileyen Vali Özdemir Çakacak, “Şu anda Ahmet Kaya’dan alınan organlar Antalya’da iki gence hayat veriyor. Allah rahmet eylesin ben aileye başsağlığı diliyorum. Ailenin durumu da kolay değil canlarını kaybettiler ama verdikleri kararla da iki insana can verdiler” dedi.
Sağlık Bakanlığı: Fonksiyonellik izlenecek
Türkiye’deki ilk yüz nakli Sağlık Bakanlığı’nda da heyecanla karşılanırken, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Şencan, “Tabii burada önemli olan fonksiyonel başarının yüksek olması. Mimikler güzel çıkacak mı, yemek yerken, gülerken, ağlarken fonsiyonlar ne kadar başarılı olacak bunlar önemli” dedi. Şencan, fonksiyonel başarı kadar hastanın psikolojisinin nasıl olacağı konusunda da gerekli hazırlıkların yapıldığını belirtti. Şencan, vakada başarılı olunması halinde, Avrupalı doktorları “Nasıl yaptınız?” diye sormak için Türk doktorların kapısında görebileceklerini belirtti. Yüz naklini kapsayan mevzuatın iki hafta önce çıkarılarak resmileştirildiğine dikkati çeken Şencan, “Daha önce ‘Organ vericisi bulunursa özel izinle nakilleri yaptırabiliriz’ demiştik. Şimdi mevzuat haline geldi” dedi.
Bugüne dek 4 kez yapıldı
Dünyanın ilk yüz nakli İspanya’da yapıldı. 20 mart 2010’da gerçekleştirilen operasyonda silahla vurulan bir Oscar adlı bir erkek hastaya 30 kişilik ekip tarafından yüz nakli gerçekleştirildi. İkinci nakil ise Fransa’da yapıldı. 8 Temmuz 2010’da Creteil Henri-Mondor adlı hastanede yüz nakli operasyonu başarıyla gerçekleştirildi. Üçüncü tam yüz nakli ise 2011 yılının Mart ayında ABD’de yapıldı. Bir kilisenin duvarını boyarken elektrik kablosunun yüzüne değmesi sonucunda hasar gören Dallas Wiens adlı adamın operasyonu da başarıya ulaştı. En sonuncusu ise yine ABD’de Charla Nash adlı kadın için gerçekleştirildi. 2011’in Mayıs ayındaki ameliyat Nash’in şempanze saldırısı sonucunda zarar gören yüzüne uygulandı.
Alınan organların yerine protez takıldı
Uşak İli Organ Bağışı Koordinatörü Dr. Zafer Aydın, Ahmet Kaya’nın yüzünün yerine silikon ve özel maddeden aslıyla bire bir örtüşen maske yapıldığını, alınan organlarının yerine protez takıldığını belirterek, Ahmet Kaya’nın yakınları büyük bir fedakarlıkla organlarını bağışladığını anlatırken, “Defin işlemlerini tamamladık. Cenazeyi defnedeceğiz. Sonuna kadar da ailenin yanında olacağız. Ailemizin yaptığı büyük fedakarlığı takdir etmek görevimiz. Ahmet Kaya’dan alınan yüzün yerine kompozit bir dokudan oluşan maske takıldı. Yüz şeklinde herhangi bir değişiklik olmadı. Alınan iki kol ve sağ bacağının yerine ise protez takıldı. Ailenin talebi ve prosedür olarak böyle gerekiyordu” dedi.
DÜNYANIN TANIDIĞI EKİP
Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi, Türkiye’nin ilk çift kol naklini ve dünyada kadavradan ilk rahim naklini de gerçekleştirdi. Muğla Milas’ta trafik kazasında hayatını kaybeden Fatih Demirel’in (23) iki kolu, 25 Eylül 2010’da, aynı ekip tarafından, Aydın’da 2008 yılında iki kolunu dirsek altından mısır silaj makinesine kaptıran Cihan Topal’a (29) nakledildi. Özkan başkanlığındaki ekip, 9 Ağustos 2011’de Derya Sert’e (21) 7 saat süren operasyon sonunda dünyanın ilk kadavradan rahim naklini yaptı. Daha önce birçok ülke doktorlarının canlı vericiden denediği, fakat başarılı olamadığı rahim naklini bu kez kadavradan alarak yapan ekip tıp literatürüne geçti. Derya Sert’e, nakilden önce uygulanan tüp bebek işlemiyle hazır bekletilen dondurulmuş embriyo bu yıl Ağustos ayında nakledilecek.
EN BÜYÜK YARDIMCISI EŞİ
Nakillerin mimarı olarak gösterilen Hacettepe Üniversitesi mezunu Prof. Dr. Ömer Özkan’ın en büyük yardımcısı aynı hastanede görev yapan AÜ Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Estetik Anabilim Dalı Başkanı olan eşi Yrd. Doç. Özlenen Özkan... Ömer Özkan, geçen 27 Aralık’ta düzenlenen törenle ’Prof. Dr.’ unvanını alarak ’biniş’ giydi. Anabilim Dalı Başkanı olan Ömer Özkan, yeni unvanıyla ’Öğretim Üyesi’ olurken, ana bilim dalı başkanlığı görevini de o tarihten itibaren eşi Özlenen Özkan üstlendi.
Antalya Uşak arasında dün çok heyecanlı bir koşuşturma yaşandı. O koşuşturmanın sonunda da Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde birçok ilke imza atıldı.
Uşak’ta 13 gün önce trenin altına atlayarak intihar girişiminde bulunup ağır yaralanan tekstil işçisi, 6 çocuk babası Ahmet Kaya’nın (39) beyin ölümü gerçekleşti. Doktorlarıyla görüşen ailesi, Kaya’nın tüm organlarını bağışlama kararı verdi. Bunun üzerine Antalya’dan yola çıkan Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Estetik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki özel ekip, Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen uçakla Uşak’a ulaştı.
Uşak Devlet Hastanesi’nde 6 saat süren operasyonla vericiden alınan iki kol, sağ bacak ve yüz, kısa sürede havalanına getirildi. Kaya’nın operasyon sırasında kalbinin durması üzerine iç organları işlevini yitirdi, kadavradan alınan göz korneaları ise, özel ambulans ile Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne gönderildi.Uşak’taki havaalanında da ekibi başka bir macera bekliyordu. Sağlık Bakanlığı’na ait hava ambulans uçağının kanatlarında, aşırı soğuk nedeniyle buzlanma meydana geldi. Bunun üzerine teknik personel uçağın kanatlarını alkolle yıkayarak uçuşa hazır hale getirdi. Ardından zamana karşı yarış yeniden başladı.
Ambulans uçak saat 02.00’de Uşak’tan Antalya’ya havalandı. 45 dakika sonra Antalya Havalimanı’na inen uçaktaki uzman ekip, kendilerini bekleyen minibüslerle Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne geçti.
Hastanede ise ayrı bir koşuşturma vardı. Bebekken çıkan bir yangında yüzünden yaralanan 19 yaşındaki Uğur Acar ve 23 yıl önce elektrik çarpması sonucu iki kolu ve sağ bacağını kaybeden Atilla Kavdır (34) ameliyata hazırlandı.Antalya’nın Manavgat ilçesine bağlı Gebece Köyü’nde oturan Uğur Acar’ın 40 günlükken beşiğinde uyuduğu sırada evlerinde çıkan yangında alev alan battaniyenin üzerine düşmesi sonucu yüzünün yüzde 90’ı yandı. Bir mermer atölyesinde çalışan Acar, uzun süredir yüz nakli ameliyatı için bekliyordu.
Bugüne kadar Şişli Etfal Hastanesi ile Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde çeşitli ameliyatlar geçiren Uğur Acar, önceki gün öğle saatlerinde rutin kontrol için Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne gelerek Prof. Ömer Özkan tarafından muayene edildi, kontrolün ardından otobüs ile Manavgat’a döndü. Acar otobüsten indiği sırada telefonla arandı, müjdeli haberi aldı. Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilecek ameliyata Prof. Özkan’ın başkanlık edeceği açıklandı. Saat 03.30 sıralarında başlanan iki ameliyatı da AÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Estetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan’ın başkanlığındaki ekip gerçekleştirdi.
Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı’nda görevli Prof. Dr. Serdar Tüzüner, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı’nda görevli Prof. Dr. Necmiye Hadimoğlu ile Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Estetik Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Özlenen Özkan’ın katıldığı operasyonda plastik cerrah asistanları Dr. Harun Şimşek, Dr. Kerim Ünal, Dr. Mehmet Can Obur ve Dr. Polat Biçici ile anestezi asistanları Dr. Emel Gündüz, Dr. Filiz Bilgiç, Dr. Cahide Kozan ve Dr. Özgen Özmete görev yaptı. Ameliyatta hemşireler Derya Sülge ve Ayşe Kavak yer aldı.
Ahmet Kaya’dan alınan iki kol ve sağ bacağın nakledildiği, Kepez ilçesinde oturan Atilla Kavdır 11 yaşındayken evlerinin önündeki elektrik tellerine konan güvercinleri uçurtmak için demir sopa ile tellere vurduğunda elektrik akımına kapılmış. Kavdır’ın iki kolu, dirseğin 7 santimetre altından, sağ bacağı diz üstünden kesilmiş.
9 SAAT SÜRDÜ
Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde, Ahmet Kaya’nın yüzünün Uğur Acar’a nakledilmesi ameliyatı tam 9 saat sonra, saat 12.30’da tamamlandı. Kaya’nın kolları ile sağ bacağının da Atilla Kavdır’a nakledilmesi ameliyatı 11 saat sürerek, saat 14.30’da tamamlandı.
Ameliyatların ardından Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe ve Prof. Özkan basın toplantısı düzenledi.
Akdeniz Üniversitesi’nin organ nakli alanında bugün gerçekleştirdiği operasyonlarla bugün dünyada kimsenin yapmadığı ilklere imza attığını kaydeden Prof. Kurtcephe, şöyle konuştu: “Türkiye’nin ilk yüz nakli gerçekleşmiş oldu. Yine donör olarak bir Türk insanı, Allah rahmet eylesin, tüm uzuvlarını bağışlamak suretiyle tıp tarihine ismini altın harflerle yazdırmış oldu. Akdeniz Üniversitesi, yüz nakli ve aynı anda aynı hastaya çift kol ve bacak nakliyle dünyada büyük başarıya imza attı. Türk milletinin huzurunda ameliyatı gerçekleştiren ekibe teşekkür ediyorum. Kritik 10-15 günümüz var. Bu süreyi de atlatırsak adımızı tarihe altın harflerle yazdırmış olacağız” diyen Özkan şöyle devam etti:?“Bu kritik eşiğin ardından 3- 6 ay ve bir yıl gibi dönemler var. Biz onlar için hazırlıklarımızı yaptık. İlk 10 günü atlatmak önemli. Arkadaşlarımıza söylüyorduk, ‘1 ay içinde yapacağız’ diyorduk. 20’nci günde yaptık. Dünyada ilk defa bir aile hem yüzü hem de uzuvları bağışlıyor. Bu bizim başarımız kadar onların da erdemi” dedi.
REDDETME İHTİMALİ VAR
Yüzün dokuyu kabul etmeme ihtimali olduğunu ve en çok korktukları şeyin de bu olduğunu ifade eden Prof. Özkan; “Doku uyuşmazlığı olursa kötü şeyler oluyor, yüzü almak zorundasınız. Yüzün yerini almayacak vücudun başka yerlerinden doku almak zorunda kalırsınız. Ancak 1 yılı atlattıktan sonra böyle bir şeyi pek fazla beklemiyoruz” diye konuştu.
Yüz nakli olan Uğur Acar’ın ameliyattan sonra da psikiyatri takibinde olacağını da dile getiren Prof. Dr. Özkan, “Ameliyat sonrası beklenmeyen gelişmeler tabii ki olabilir. Onun için hazırlıklarımız var. Nasıl bir müdahalede bulunacağımızı hazırlamış durumdayız. Bir sorun yaşayacağımızı düşünmüyorum” diye konuştu.
DÜNYADA DA BİR İLK
Türkiye’nin ilk yüz nakli ameliyatının yanı sıra daha önce kol ve bacak nakli operasyonlarının ayrı yapıldığı ancak, aynı hastaya iki kol ve bir bacak naklinin de dünyada bir ilk olduğu belirtildi. Yandaki fotoğrafta Uğur Acar, yüz nakli sonrası görülüyor.
3 ADAY ARASINDAN SEÇİLDİ
Yüz nakli için Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde; 19 yaşındaki Uğur Acar’ın yanı sıra tandıra düşme nedeniyle yüzü tamamen yanan, saçı ve göz kapakları olmayan, bu nedenle de okula gidemeyen 15 yaşındaki Leyla Demirci ile eşinden gördüğü şiddet nedeniyle girdiği bunalım sonucu 18 yıl önce kendisini boğazından av tüfeğiyle vurarak intihar girişiminde bulunan ve yüzünde tahribat oluşan Zonguldaklı 49 yaşındaki Sezgin Ergen aday olarak hazırlanmıştı.
Çocuklarımın ellerini tutacağım
Ameliyat öncesi biraz stresli ve heyecanlı olduğunu anlatan Kavdır, “Çocuklarım bu şekilde alıştığından dolayı, sürpriz bir şekilde karşılarına çıkmak istiyorum. Çocuklarımın ellerini tutup gezeceğim” dedi. Kavdır’ın bir hayali de çocuklarıyla, kendi kullandığı otomobille gezmek.
KARDEŞLERİ KAN BULUNAMADIĞI İÇİN ÖLMÜŞ...
Ahmet Kaya’nın ailesi, aynı anda yüz, kol ve bacak bağışıyla Türkiye’de bir ilke imza attı. Ahmet Kaya’nın ablası 52 yaşındaki Fadime Çil de kendi organlarını 5 yıl önce bağışlamış... “Yüz nakli olan bana ‘ablam’ desin yeterli” diyen Fadime Çil, şunları anlattı: “2006 yılında trafik kazası sonucu kız kardeşimi kaybettim. Ağır yaralanan kız kardeşime gerekli kanı bulamamıştık. Kan bulamayıp kardeşimi kaybedince 5 yıl önce organ bağışında bulundum. Kardeşim de benim arkamdan organlarını bağışladı. ’Fişini çektirsem günaha girer miyim’ diye içime şüphe düşünce müftülüğe sordum. ’Caiz’ denince organlarını bağışladım.”
GÖZYAŞLARI İÇİNDE TOPRAĞA VERİLDİ
Uşak’ta, hayatına son vermek için kendini yük treninin altına atan, ağır yaralı olarak kaldırıldığı Uşak Devlet Hastanesi’nde beyin ölümü gerçekleşen ve organları bağışlanan 39 yaşındaki Ahmet Kaya’nın cenazesi gözyaşları içinde Uşak Belediyesi Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi. Aileye başsağlığı dileyen Vali Özdemir Çakacak, “Şu anda Ahmet Kaya’dan alınan organlar Antalya’da iki gence hayat veriyor. Allah rahmet eylesin ben aileye başsağlığı diliyorum. Ailenin durumu da kolay değil canlarını kaybettiler ama verdikleri kararla da iki insana can verdiler” dedi.
Sağlık Bakanlığı: Fonksiyonellik izlenecek
Türkiye’deki ilk yüz nakli Sağlık Bakanlığı’nda da heyecanla karşılanırken, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Şencan, “Tabii burada önemli olan fonksiyonel başarının yüksek olması. Mimikler güzel çıkacak mı, yemek yerken, gülerken, ağlarken fonsiyonlar ne kadar başarılı olacak bunlar önemli” dedi. Şencan, fonksiyonel başarı kadar hastanın psikolojisinin nasıl olacağı konusunda da gerekli hazırlıkların yapıldığını belirtti. Şencan, vakada başarılı olunması halinde, Avrupalı doktorları “Nasıl yaptınız?” diye sormak için Türk doktorların kapısında görebileceklerini belirtti. Yüz naklini kapsayan mevzuatın iki hafta önce çıkarılarak resmileştirildiğine dikkati çeken Şencan, “Daha önce ‘Organ vericisi bulunursa özel izinle nakilleri yaptırabiliriz’ demiştik. Şimdi mevzuat haline geldi” dedi.
Bugüne dek 4 kez yapıldı
Dünyanın ilk yüz nakli İspanya’da yapıldı. 20 mart 2010’da gerçekleştirilen operasyonda silahla vurulan bir Oscar adlı bir erkek hastaya 30 kişilik ekip tarafından yüz nakli gerçekleştirildi. İkinci nakil ise Fransa’da yapıldı. 8 Temmuz 2010’da Creteil Henri-Mondor adlı hastanede yüz nakli operasyonu başarıyla gerçekleştirildi. Üçüncü tam yüz nakli ise 2011 yılının Mart ayında ABD’de yapıldı. Bir kilisenin duvarını boyarken elektrik kablosunun yüzüne değmesi sonucunda hasar gören Dallas Wiens adlı adamın operasyonu da başarıya ulaştı. En sonuncusu ise yine ABD’de Charla Nash adlı kadın için gerçekleştirildi. 2011’in Mayıs ayındaki ameliyat Nash’in şempanze saldırısı sonucunda zarar gören yüzüne uygulandı.
Alınan organların yerine protez takıldı
Uşak İli Organ Bağışı Koordinatörü Dr. Zafer Aydın, Ahmet Kaya’nın yüzünün yerine silikon ve özel maddeden aslıyla bire bir örtüşen maske yapıldığını, alınan organlarının yerine protez takıldığını belirterek, Ahmet Kaya’nın yakınları büyük bir fedakarlıkla organlarını bağışladığını anlatırken, “Defin işlemlerini tamamladık. Cenazeyi defnedeceğiz. Sonuna kadar da ailenin yanında olacağız. Ailemizin yaptığı büyük fedakarlığı takdir etmek görevimiz. Ahmet Kaya’dan alınan yüzün yerine kompozit bir dokudan oluşan maske takıldı. Yüz şeklinde herhangi bir değişiklik olmadı. Alınan iki kol ve sağ bacağının yerine ise protez takıldı. Ailenin talebi ve prosedür olarak böyle gerekiyordu” dedi.
DÜNYANIN TANIDIĞI EKİP
Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi, Türkiye’nin ilk çift kol naklini ve dünyada kadavradan ilk rahim naklini de gerçekleştirdi. Muğla Milas’ta trafik kazasında hayatını kaybeden Fatih Demirel’in (23) iki kolu, 25 Eylül 2010’da, aynı ekip tarafından, Aydın’da 2008 yılında iki kolunu dirsek altından mısır silaj makinesine kaptıran Cihan Topal’a (29) nakledildi. Özkan başkanlığındaki ekip, 9 Ağustos 2011’de Derya Sert’e (21) 7 saat süren operasyon sonunda dünyanın ilk kadavradan rahim naklini yaptı. Daha önce birçok ülke doktorlarının canlı vericiden denediği, fakat başarılı olamadığı rahim naklini bu kez kadavradan alarak yapan ekip tıp literatürüne geçti. Derya Sert’e, nakilden önce uygulanan tüp bebek işlemiyle hazır bekletilen dondurulmuş embriyo bu yıl Ağustos ayında nakledilecek.
EN BÜYÜK YARDIMCISI EŞİ
Nakillerin mimarı olarak gösterilen Hacettepe Üniversitesi mezunu Prof. Dr. Ömer Özkan’ın en büyük yardımcısı aynı hastanede görev yapan AÜ Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Estetik Anabilim Dalı Başkanı olan eşi Yrd. Doç. Özlenen Özkan... Ömer Özkan, geçen 27 Aralık’ta düzenlenen törenle ’Prof. Dr.’ unvanını alarak ’biniş’ giydi. Anabilim Dalı Başkanı olan Ömer Özkan, yeni unvanıyla ’Öğretim Üyesi’ olurken, ana bilim dalı başkanlığı görevini de o tarihten itibaren eşi Özlenen Özkan üstlendi.
Rekor Düşmanı GALATASARAY

Cimbom, 1987-88'de Derwall'le elde ettiği 9 karşılaşmalık zafer serisini ise egale etti... Aslan, Es-Es'i de devirirse 10'da 10'la tarih yazacak
Cimbom, dün gece soluksuz izlenen bir 90 dakika daha ortaya koydu. Beceri, gol, şov, heyecan... Yine her şey vardı! Arena'sında Karabükspor'u 5 golle deviren Terim'in Aslanları, kazanma serisini 9 maça çıkarıp rekorunu egale etti.
Galatasaray, Oscar'lık film gibi yine kusursuzdu. Futbol resitali sunan Cimbom; Baros, Elmander (2), Melo ve Engin'in golleriyle farka gidip taraftarını mest etti. Bu sonuçla ligdeki kazanma serisini 9 maça çıkaran Aslanlar, Terim'le daha önce yakaladığı 9 maçlık rekorunu egale etti. Karabük'ün tek golü Mustafa Sarp'tan geldi. Mabiala'nın 45+2'de kırmızı kartla oyundan atıldığı maçta, Baros'un 84'te bir topu da direkte patladı. Lider, maç fazlasıyla en yakın rakibi Fenerbahçe'ye 7 puan fark attı.
Süper Lig'de son 8 maçını kazanan Galatasaray, Kardemir Karabükspor'u da devirerek lig tarihindeki üst üste kazanma rekoru olan 9 maçlık galibiyet serisini egale etti. Sarı-kırmızılılar, 1987-88 sezonunda Jupp Derwall döneminde de üst üste 9 maçtan zaferle ayrılmıştı. Üçüncü kez G.Saray'ın başına geçen Fatih Terim ise galibiyet rekorunu yeniledi.
AVRUPA'DA 4'NCÜ
1996-97 ve 1999-2000'de iki kez üst üste 8 galibiyet sevinci yaşayan İmparator, Galatasararay kariyerinde ilk kez ligde 9 maçlık galibiyet serisi tutturdu. Öte yandan Galatasaray dünkü galibiyetle 9 maçla Avrupa'da en uzun galibiyet serisine sahip 4. takım olma unvanını da sürdürdü. Sırbistan lideri Partizan 13 maçla ilk sırada yer alırken, Celtic ve Zwolle 10'ar galibiyetle 2. ve 3. sıraları paylaşıyor.
Fransa Ve ABD;Suriye'ye Koridor Açacak
Fransa ve ABD, Suriye'de insani koridorlar kurulması için birlikte çalışma konusunda anlaştı.
Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bernard Valero, yaptığı açıklamada, Fransa ve ABD dışişleri bakanları Alain Juppe ile Hillary Clinton'ın, telefon görüşmesinde, insani koridorlar kurulması olasılığı konusunda birlikte ve partnerleriyle çalışmak için görüş birliğine vardıklarını belirtti.
Valero, iki bakanın Suriye'de, bilhassa rejim güçlerinin kuşatması altındaki Humus kentinde insani durumun giderek bozulmasından endişe duyduklarını kaydetti.
Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppe, dün muhalif Suriye Ulusal Konseyi (SUK) Başkanı Burhan Galyun ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, “İnsani koridorlar inceleme yaptığımız bir nokta ve gelecek AB Bakanlar Konseyinde bu konunun gündeme getirilmesini isteyeceğim” demişti.
Suriye Ulusal Konseyi'nin de “meşru muhatapları” olduğunu belirten Juppe, “askeri seçeneği” bir kez daha reddetmişti.
Juppe, “Askeri seçenek gündemde yok” derken, bu sözlerinin, Suriye'deki sivil halkı korumak için Türk medyasında dile getirilen Türkiye sınırında, Suriye'nin içinde bir tampon bölge oluşturulması olasılığına da yanıt niteliği taşıdığını söylemişti.
''REJİMLE ANLAŞILMALI''
Fransa Dışişleri Bakanı Juppe, Galyun ile yaptığı görüşmenin ardından bugün France Inter radyosuna yaptığı açıklamada, insani yardım koridoru kurulması için Esad rejimiyle anlaşmanın ve uluslararası görevlendirme gibi bazı koşulları yerine getirmenin gerekli olduğunu ifade etti.
Juppe, Suriye Ulusal Konseyi'nin kendisinden, birinci derecede elzem ürünlerin eksikliğinin bir insani sorun yaratmasından ötürü yardım koridoru önerisi yapmasını istediğini belirterek, ''yardım koridorlarının nasıl hayata geçirilebileceğini görmek için'' bu konunun BM, AB ve Arap Birliği ile ele alınacağını söyledi.
Libya'da Kızılhaç'ın tıbbi malzeme ulaştırmak için yaptığı gibi bir koridorun Suriye'de de uygulanabileceğini ifade eden Juppe, ''Bunun için iki muhtemel koşul değerlendirilebilir, birincisi uluslararası camia, BM, Arap Birliği rejimden insani yardım koridorları için onay alabilir ve bu daha önce yapıldı. Eğer bu olmazsa başka çözümler bulunabilir. İnsani yardım konvoylarının askeri olarak korunması mümkün, ama şimdilik bu durumda değiliz. Bu koruma daha önce Libya'da uluslararası gözlemcilerle yapıldı'' diye konuştu.
Alain Juppe, kendileri için doğal olarak uluslararası görevlendirme olmadan insani amaçlı olsun hiçbir müdahalenin mümkün olmadığını belirterek, Suriye'ye uluslararası bir askeri müdahalenin de gündemde olmadığını yineledi.
Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bernard Valero, yaptığı açıklamada, Fransa ve ABD dışişleri bakanları Alain Juppe ile Hillary Clinton'ın, telefon görüşmesinde, insani koridorlar kurulması olasılığı konusunda birlikte ve partnerleriyle çalışmak için görüş birliğine vardıklarını belirtti.
Valero, iki bakanın Suriye'de, bilhassa rejim güçlerinin kuşatması altındaki Humus kentinde insani durumun giderek bozulmasından endişe duyduklarını kaydetti.
Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppe, dün muhalif Suriye Ulusal Konseyi (SUK) Başkanı Burhan Galyun ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, “İnsani koridorlar inceleme yaptığımız bir nokta ve gelecek AB Bakanlar Konseyinde bu konunun gündeme getirilmesini isteyeceğim” demişti.
Suriye Ulusal Konseyi'nin de “meşru muhatapları” olduğunu belirten Juppe, “askeri seçeneği” bir kez daha reddetmişti.
Juppe, “Askeri seçenek gündemde yok” derken, bu sözlerinin, Suriye'deki sivil halkı korumak için Türk medyasında dile getirilen Türkiye sınırında, Suriye'nin içinde bir tampon bölge oluşturulması olasılığına da yanıt niteliği taşıdığını söylemişti.
''REJİMLE ANLAŞILMALI''
Fransa Dışişleri Bakanı Juppe, Galyun ile yaptığı görüşmenin ardından bugün France Inter radyosuna yaptığı açıklamada, insani yardım koridoru kurulması için Esad rejimiyle anlaşmanın ve uluslararası görevlendirme gibi bazı koşulları yerine getirmenin gerekli olduğunu ifade etti.
Juppe, Suriye Ulusal Konseyi'nin kendisinden, birinci derecede elzem ürünlerin eksikliğinin bir insani sorun yaratmasından ötürü yardım koridoru önerisi yapmasını istediğini belirterek, ''yardım koridorlarının nasıl hayata geçirilebileceğini görmek için'' bu konunun BM, AB ve Arap Birliği ile ele alınacağını söyledi.
Libya'da Kızılhaç'ın tıbbi malzeme ulaştırmak için yaptığı gibi bir koridorun Suriye'de de uygulanabileceğini ifade eden Juppe, ''Bunun için iki muhtemel koşul değerlendirilebilir, birincisi uluslararası camia, BM, Arap Birliği rejimden insani yardım koridorları için onay alabilir ve bu daha önce yapıldı. Eğer bu olmazsa başka çözümler bulunabilir. İnsani yardım konvoylarının askeri olarak korunması mümkün, ama şimdilik bu durumda değiliz. Bu koruma daha önce Libya'da uluslararası gözlemcilerle yapıldı'' diye konuştu.
Alain Juppe, kendileri için doğal olarak uluslararası görevlendirme olmadan insani amaçlı olsun hiçbir müdahalenin mümkün olmadığını belirterek, Suriye'ye uluslararası bir askeri müdahalenin de gündemde olmadığını yineledi.
Lefter Küçükandonyadis'de Vefat Etti
LEFTER KİMDİR
Lefter Küçükandonyadis (d. 22 Aralık 1925 Ordinaryüs lakaplı Türk eski futbolcu ve teknik direktör. Türk futbolunun gelmiş geçmiş en iyi futbolcularından biri olarak gösterilir.
Türk futbolunun en popüler futbolcusu olarak yıllarca alkışlanan Lefter, Fenerbahçe marşında da adı geçen sembol oyunculardandır. Fenerbahçe ile İstanbul Profesyonel Ligi'nde 2, Türkiye Şampiyonası'nda 3 kere şampiyonluk yaşadı.
Lefter'in Kariyeri
1925'te, Rum bir balıkçıyla Türk bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Futbola Büyükada'da başladı. Taksim Spor Kulübü'nde yetişti. Taksim Kulübü yöneticileri kendisine lisans çıkartabilmek için 1941'de mahkeme kararıyla yaşını büyüttüler. Ancak bu sayede takımda oynayabildi. 2 yıl Taksim takımında yer aldı. 1943'te askere gitti, 4 yıl süren askerlikten sonra 1947'de İstanbul'a döndü, Fenerbahçe kulübüne girdi. 1964'e kadar Fenerbahçe forması altında top koşturdu. İstanbul Ligi 1953-54 sezonunda gol kralı oldu. Bu süre içinde 1 yıl İtalya'nın ACF Fiorentina ve 1 yıl da Fransa'nın OGC Nice takımında oynadı. Yurtdışında da başarılı futboluyla ün yaptı. Türk futbolunun efsaneleşen isimlerinden biri olarak tanındı. Golcülüğünden ötürü Ver Lefter'e, yaz deftere! sloganı onun için çıktı. Futboldaki ustalığından ötürü Ordinaryüs sıfatıyla anıldı. Örnek bir profesyonel olan Lefter, golleri ve gole çevirdiği penaltı atışları ile de Fenerbahçeli taraftarların gözbebeği olduğunu ispatladı.
Futbol yaşamında toplam 50 kez milli formayı giydi (46 kez A, 1 kez B, 3 kez 21 yaş altı). 1954 FIFA Dünya Kupası'nda forma giyen Lefter turnuvada 2 de gol attı. Türk futbolunda 50. Milli Maç altın madalyasını alan ilk futbolcu oldu. Milli takım formasıyla attığı 21 golle en çok gol atan milli oyuncu unvanını uzun yıllar elinde tuttu, 9 kez de milli takım kaptanlığını yaptı. Fenerbahçe forması altında 615 maç oynadı, 423 gol attı.
Teknik direktörlük kariyeri
1964'te futbolu bıraktıktan sonra Yunanistan'ın Egaleo, Güney Afrika'nın Johannesburg takımlarında futbolcu ve antrenör olarak yer aldı. Daha sonra Samsunspor, Orduspor, Mersin İdman Yurdu ve Boluspor'da teknik direktörlük yaptı. Antrenörlük kariyerinden sonra da bir süre spor yazarlığı yaptı. Şu anda Büyükada'da yaşamaktadır, 3 çocuğu vardır. 3 Mayıs 2009'da Kadıköy'de Kuşdili Parkı'na heykeli dikilmiştir.
Mersin İdman Yurdu
1966-1967 sezonunda 2. Lig'de mücadele eden Mersin İdman Yurdu takımının başındaydı. Mersin İdman Yurdu o sezon Osman Arpacıoğlu'nun attığı 23 golle şampiyon olarak ilk kez 1. Lig'e yükselmiştir. O sezon 17 takımlı ligde oynadığı 32 maçta 63 gol atan kırmızı lacivertliler rekor puanla 1. Lig'e ilk kez merhaba dediler.
Lefter'in Başarıları
Futbolcu olarak;
Millî takım
Türkiye Akdeniz Kupası:
İkincilik (1): 1949 (Türkiye A Millî Takımı ile.)
Rekorlar
Türkiye Futbol Federasyonu'nun '50. Maç Altın Şeref Madalyası'nı alan ilk futbolcu oldu.
Süper Lig'de penaltı atan ilk futbolcu oldu.
Lefter, kulübü tarafından bonservis ücreti alınmak suretiyle yurtdışına transferi yapılan ilk Türk futbolcusudur.
Lefter Küçükandonyadis (d. 22 Aralık 1925 Ordinaryüs lakaplı Türk eski futbolcu ve teknik direktör. Türk futbolunun gelmiş geçmiş en iyi futbolcularından biri olarak gösterilir.
Türk futbolunun en popüler futbolcusu olarak yıllarca alkışlanan Lefter, Fenerbahçe marşında da adı geçen sembol oyunculardandır. Fenerbahçe ile İstanbul Profesyonel Ligi'nde 2, Türkiye Şampiyonası'nda 3 kere şampiyonluk yaşadı.
Lefter'in Kariyeri
1925'te, Rum bir balıkçıyla Türk bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Futbola Büyükada'da başladı. Taksim Spor Kulübü'nde yetişti. Taksim Kulübü yöneticileri kendisine lisans çıkartabilmek için 1941'de mahkeme kararıyla yaşını büyüttüler. Ancak bu sayede takımda oynayabildi. 2 yıl Taksim takımında yer aldı. 1943'te askere gitti, 4 yıl süren askerlikten sonra 1947'de İstanbul'a döndü, Fenerbahçe kulübüne girdi. 1964'e kadar Fenerbahçe forması altında top koşturdu. İstanbul Ligi 1953-54 sezonunda gol kralı oldu. Bu süre içinde 1 yıl İtalya'nın ACF Fiorentina ve 1 yıl da Fransa'nın OGC Nice takımında oynadı. Yurtdışında da başarılı futboluyla ün yaptı. Türk futbolunun efsaneleşen isimlerinden biri olarak tanındı. Golcülüğünden ötürü Ver Lefter'e, yaz deftere! sloganı onun için çıktı. Futboldaki ustalığından ötürü Ordinaryüs sıfatıyla anıldı. Örnek bir profesyonel olan Lefter, golleri ve gole çevirdiği penaltı atışları ile de Fenerbahçeli taraftarların gözbebeği olduğunu ispatladı.
Futbol yaşamında toplam 50 kez milli formayı giydi (46 kez A, 1 kez B, 3 kez 21 yaş altı). 1954 FIFA Dünya Kupası'nda forma giyen Lefter turnuvada 2 de gol attı. Türk futbolunda 50. Milli Maç altın madalyasını alan ilk futbolcu oldu. Milli takım formasıyla attığı 21 golle en çok gol atan milli oyuncu unvanını uzun yıllar elinde tuttu, 9 kez de milli takım kaptanlığını yaptı. Fenerbahçe forması altında 615 maç oynadı, 423 gol attı.
Teknik direktörlük kariyeri
1964'te futbolu bıraktıktan sonra Yunanistan'ın Egaleo, Güney Afrika'nın Johannesburg takımlarında futbolcu ve antrenör olarak yer aldı. Daha sonra Samsunspor, Orduspor, Mersin İdman Yurdu ve Boluspor'da teknik direktörlük yaptı. Antrenörlük kariyerinden sonra da bir süre spor yazarlığı yaptı. Şu anda Büyükada'da yaşamaktadır, 3 çocuğu vardır. 3 Mayıs 2009'da Kadıköy'de Kuşdili Parkı'na heykeli dikilmiştir.
Mersin İdman Yurdu
1966-1967 sezonunda 2. Lig'de mücadele eden Mersin İdman Yurdu takımının başındaydı. Mersin İdman Yurdu o sezon Osman Arpacıoğlu'nun attığı 23 golle şampiyon olarak ilk kez 1. Lig'e yükselmiştir. O sezon 17 takımlı ligde oynadığı 32 maçta 63 gol atan kırmızı lacivertliler rekor puanla 1. Lig'e ilk kez merhaba dediler.
Lefter'in Başarıları
Futbolcu olarak;
Millî takım
Türkiye Akdeniz Kupası:
İkincilik (1): 1949 (Türkiye A Millî Takımı ile.)
Rekorlar
Türkiye Futbol Federasyonu'nun '50. Maç Altın Şeref Madalyası'nı alan ilk futbolcu oldu.
Süper Lig'de penaltı atan ilk futbolcu oldu.
Lefter, kulübü tarafından bonservis ücreti alınmak suretiyle yurtdışına transferi yapılan ilk Türk futbolcusudur.
KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Vefat Etti

27 Ocak 1924'de Baf'da dünyaya gelen Rauf Denktaş'ın ömrü, egemenlik ve varoluş mücadelesiyle geçti. Kıbrıs tarihine damgasını vuran Denktaş, Türk dünyasının önemli liderleri arasında yerini aldı.
Ömrünün son dakikalarına kadar devletin varlığını vurgulayan ve Kıbrıs Türklerine sürekli, "Devlete ve bağımsızlığa sahip çıkın, anavatan Türkiye'ye güvenin" çağrısı yapan Denktaş, Kıbrıs Türklerinin eşit egemen hakkından, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinden ve Türk askerinin adadaki varlığından taviz vermedi. KKTC'nin kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş, hasta yatağında dahi devleti düşündü.
Son anlarında bile Kıbrıs Rum tarafına "Burası bağımsız bir cumhuriyettir" diye seslenen Denktaş, 23 Aralık 2011'de, hayatının ele alındığı bir etkinliğe gönderdiği mesajda, "Mücadelenin yeni nesle anlatılması herkesin vatan borcu" demişti.
Rauf Denktaş, hayatının anlatıldığı belgesel sonrasında, ekrandan yaptığı konuşmada, 197 günlük hastalık sürecinde kendisini arayıp destek olan, kendisi için dua eden herkese teşekkür ederek, Kıbrıs Türk halkının sevgisinden moral bulduğunu, motivasyonunun arttığını söylemişti.
Kıbrıs Türk halkına, devletine sahip çıkması için çağrıda bulunan Rauf Denktaş, "Devletsiz kalmak her şeyiyle aciz kalmak demek, başkasına muhtaç olmak demektir. Devletsiz yaşayan insanlar olabilir ama devletsiz yaşayan millet yoktur. Kıbrıs Türk halkı, Türk milletinin ayrılmaz, kopmaz bir parçasıdır" demişti.
Kıbrıs Türk halkını kurtarmak için verilen mücadelenin unutulmaması gerektiğini vurgulayan Denktaş, bu mücadelenin yeni nesillere anlatılmasının herkesin vatan borcu olduğunu ifade etmişti.
"BAĞIMSIZLIKTAN VAZGEÇMEYİN"
Kıbrıs Türk halkının, geleceğe bakarak, geçmişte yaşananların bir daha olmaması için dik durması, Türklüğüyle gurur duyarak, Atatürk ilkelerinden taviz vermemesi gerektiğini vurgulayan Denktaş, "Devlet demek Hürriyet demektir, dimdik ayakta durup, kimsenin boyunduruğu altına girmemek demektir. Bağımsızlığınızdan asla vazgeçmeyin" demişti.
Müzakere masasında bunların bilinciyle oturulması gerektiğini, Maraş, Güzelyurt ve Karpaz yarımadası konusunda asla taviz verilmemesi gerektiğini dile getiren Denktaş, "Karpaz stratejik bakımdan çok önemli bir bölge. Asla taviz verilmeyeceğini herkesin bilmesi gerek" ifadesini kullanmıştı.
"Kimse bizi bu yurttan, vatandan mahrum edemez" diyen Denktaş, Kıbrıs Türk halkının Anavatan Türkiye'ye güvenmesini istemişti.
"Anavatana gelecek her zarar, bize de zarar verecektir" ifadesini kullanan Denktaş, Kıbrıs Türk halkının kimseye muhtaç olmadan yaşama, her zorluğun üzerinden gelecek gücü olduğunu kaydetmişti.
Denktaş, KKTC Devleti'nin bir evlat gibi olduğunu, bu evladı yaşatmak gerektiğini, ona zarar vermeye çalışan herkese "dur" demenin tüm Kıbrıslı Türklerin görevi olduğunu vurgulamıştı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)